3 bin 181 pardon...

Son Dakika Haberi: Emniyet Genel Müdürlüğü 15 Kasım'da, resmi sitesinden 5 bin 386 polisin hayatını etkileyen şu duyuruyu yaptı: ''FETÖ ile iltisaklı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle görevden uzaklaştırılan, ancak durumu tekrar değerlendirilen 3 bin 181 Emniyet Teşkilat...

3 bin 181 pardon...
3 bin 181 pardon...
Bu içerik 122 kez okundu.

Emniyet Genel Müdürlüğü 15 Kasım'da, resmi sitesinden 5 bin 386 polisin hayatını etkileyen şu duyuruyu yaptı: ''FETÖ ile iltisaklı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle görevden uzaklaştırılan, ancak durumu tekrar değerlendirilen 3 bin 181 Emniyet Teşkilatı mensubu görevine iade edilmiş, aynı kapsamda 2 bin 205 Emniyet Teşkilatı mensubu ise görevden uzaklaştırılmıştır'

3 bin 181 polis, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 'Hainler mezarlığı' yapılması bile düşünülmüş bir ülkede 'FETÖ'cü oldukları gerekçesi ile açığa alınmıştı. 3 bin 181 hayat, herkesin kendilerinden vebalı gibi uzaklaştığı, yalnızlaştıkları bir kara deliğin içine atılmıştı. 15 Kasım'da, 'FETÖ ile iltisaklı veya irtibatlı' olduğu gerekçesi ile açığa alınan 3 bin 181 polise, 'Pardon' denildi, görevlerine iade edildi. Durumları tekrar değerlendirilmiş, FETÖ ile irtibatlarının olmadığına ikna olunmuştu.

SORULAR

Ortaya çıkan bu durum beraberinde yeni soruları da getirdi. Daha önce açığa alınan 3 bin 181 polisin FETÖ ile iltisaklı veya irtibatlı oldukları nasıl tespit edilmişti? Değerlendirme hangi kıstaslara göre yapılmış, açığa alma kararında hangi deliller veya iddialar göz önünde tutulmuştu? Polislerin açığa alma kararını veren sonrasında geri dönme kararını değerlendiren makamlardaki isimler aynı mıydı? 3 bin 181 kişin FETÖ ile irtibatı veya iltisakı olmadığı nasıl ortaya çıkmıştı? 3 bin 181 yanlış nasıl yapılmıştı? Bu yanlış değerlendirmeyi yapan makamlardaki kişiler sorumluluklarının bedelini ödediler mi?

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün açıklamasında 3 bin 181 polisin görevlerine iade edilirken 2 bin 205'inin de açığa alındığı belirtiliyordu. Daha önce 3 bin 181 kişi için hatalı karar veren Emniyet Genel Müdürlüğü 2 bin 205 kişinin ihracında doğru karar verdiğini nereden bileceğiz ? 

BÜROKRASİDEKİ TAHT SAVAŞLARI

Bu soruların cevabı da muhatabı da maalesef şimdilik net olarak yok...

Ancak; Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 4 satırlık bu duyurusu ve oluşan soru işaretleri 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından FETÖ konusunda kamu kuruluşlarında izlenen mücadele yöntemi, seyri ve geleceği hakkında önemli ipuçları barındırıyor. Darbe girişimin ardından oluşan panik halinde, sistemdeki FETÖ'cülerden arınmak isterken yapılan yanlışlıkların tabi ki olabileceği düşünülüyordu. Açığa alınan, ihraç edilen, hatta kimi zaman yapılan tutuklamalarda günler geçtikçe göze çarpan ise 'ölçüsüzlük ve izansızlık' 'standartsızlık' oldu. Devlet içinde FETÖ ile mücadele veren güvenlik ve yargı bürokrasisinin kendi içinde yaşandığını duymaya başladığımız 'taht savaşları' ise bu mücadelenin sistemsiz yolculuğunun en büyük handikapı durumunda. Bu durum da, doğal olarak FETÖ mücadelesinin baştan savma ve savruk bir görüntü vermesine yol açıyor.

BAŞKA KİMLER MAĞDUR

FETÖ ile irtibatlı olduğu gerekçesi ile 3 bin 181 polisin önce açığa alınması sonrasında ise 'Pardon' denmesi, geri de açığa alınan binlerce kamu görevlisi arasında da mağduriyetler yaşandığının göstergesi. Açığa alınan ve tekrar göreve iade edilen 3 bin 181 polis arasında yaşadığı olumsuz şartlar nedeniyle 'intihar' eden polis var mıydı? Bunu da bilmiyoruz. Oluşan bu durum sıkça gündeme gelen intihar haberlerinin arkasındaki 'mağduriyet' olgusunu da güçlendirmeye aday...

'2008'DE FETÖ SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜDÜR' DEMİŞTİ

Somut olarak şahit olduğum örneklere gelecek olursak, geçen hafta FETÖ soruşturmaları kapsamında açığa alınan 2 çarpıcı örnekle karşı karşıya kaldım. Bunlardan biri 2003-2006 arası İstanbul'da İstihbarattan sorumlu Emniyet Müdürü Yardımcılığı sonrasında da 5,5 yıl Rize Emniyet Müdürlüğü yapmış Şammaz Demirtaş'tı. Geçen yıl kadrosuzluk gerekçesi ile emekliye sevk edilmişti. 29 Ekim'deki KHK ile FETÖ ile irtibatlı olduğu gerekçesi ile emeklilik hakları elinden alınan emniyet personeli arasında yer aldı. Şammaz Demirtaş, 2008'de Fetullahçı yapılanmanın 'silahlı bir terör örgütü' olduğunu ilk kez kendisinden duyduğum bir isimdi. Bir çok kişinin, Fetullahçılardan 'hizmet hareketi' olarak bahsettiği günlerdi. Şammaz Demirtaş ise, bu yapılanmanın ne denli tehlikeli olduğunu, asker ve polis içinde çok büyük örgütlenmelerinin olduğunu, silahlı bir kalkışmayı gerçekleştirmelerinin olası olduğunu söylüyordu. Şammaz Demirtaş, çok defa karşı karşıya geldiği Ramazan Akyürek, Recep Güven gibi isimlerle aynı listede FETÖ ile irtibatlı olduğu ilan edildi, emeklilik hakları elinden alındı. Şaşkın, üzüntülü ve öfkeliydi. KHK listesi ile atılanların, emekliliğe sevk edilenlerin yüzde 90'ının FETÖ'cü olduğunu söyledi. Ancak, FETÖ ile geçmişte mücadele etmiş, hatta sosyal demokrat dünya görüşüne sahip onlarca ismin de aynı listedeki varlığına işaret ediyordu. Yaşanan bu olumsuzluklar için kendince bulduğu 2 cevap vardı: 'Sisteminin içinde hala FETÖ'cüler var ve bunlar listeleri manüpile ediyorlar. Ya da geçmişte bize karşı husumet besleyen bazı kişiler, geçmişin intikamını alıyorlar'

'BENİM DİĞERLERİNDEN FARKIM NE '

H.G, yıllarca İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü'nde çalıştı. Toplumsal olaylarda, dernekler masasında görev yaptı. 29 Ekim'deki KHK ile açığa alınanlardan biri de oydu. Akademi ve polis koleji yıllarında Fetullahçı yapılanmanın içinde yer aldığını inkar etmeyen bir isimdi. 15 Temmuz darbe girişimi günü ve sonrası ise darbecilere karşı verdiği mücadelenin en yakın şahidi İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'dı. Onun şahitliğine rağmen açığa alındı. Beşiktaş'ta görüştüğümüz H.G, mağduriyetini hıçkırıklarla haykırdı. Kumpaslarla, kumpasçılarla birlikte olmadığını darbecilere karşı mücadele ettiğini söyledi. Kendi ifadesine göre bunun karşılığı ise açığa alınmak olmuştu.

GÖREVE DÖNENLER ARASINDA FETÖ'CÜLER VAR MI?

Örnekleri, dinlediğimiz ve gözlemlediğimiz mağduriyet hikayelerini çoğaltmak mümkün. Ortada bir yanlışlık olduğunu görmek için sağduyulu ve serinkanlı bir duruş yeterli. FETÖ'cü olduğu gerekçesi ile 3 bin 181 polisin önce açığa alınıp sonra görevlerine iade edilmesi de bunun en büyük kanıtı. Yanlıştan dönülmesi olumlu bir gelişme. Ancak, açıpa alınmalarda ve göreve iadelerinde yapılan değerlendirmelerin kriterinin ne olduğunun bilinmemesi, işleyişin şeffaf olmaması yanlışlıkların devam edeceğinin de bir göstergesi. Yanlışlıkların binlerle ifade edildiği bir ortamda, göreve geri dönüşlerde de yeni açığa almalarda yanlışlık yapılmayacağının garantisi yok. Ya, göreve geri dönenler arasında da FETÖ'cü var ise...?

ÖĞRETMENLERE DE PARDON

Milli Eğitim Bakanlığı'nda da durum güvenlik kurumlarından farklı olmadı. 4 gün önce yapılan açıklama ile 6 bin 7 öğretmenin KHK ile görevlerine geri dönüş onayı çıktı. Devlet, FETÖ soruşturmaları kapsamında açığa aldığı 6 bin 7 öğretmene 'Pardon' demişti.

 

3 bin 181 polis, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 'Hainler mezarlığı' yapılması bile düşünülmüş bir ülkede 'FETÖ'cü oldukları gerekçesi ile açığa alınmıştı. 3 bin 181 hayat, herkesin kendilerinden vebalı gibi uzaklaştığı, yalnızlaştıkları bir kara deliğin içine atılmıştı. 15 Kasım'da, 'FETÖ ile iltisaklı veya irtibatlı' olduğu gerekçesi ile açığa alınan 3 bin 181 polise, 'Pardon' denildi, görevlerine iade edildi. Durumları tekrar değerlendirilmiş, FETÖ ile irtibatlarının olmadığına ikna olunmuştu.

SORULAR

Ortaya çıkan bu durum beraberinde yeni soruları da getirdi. Daha önce açığa alınan 3 bin 181 polisin FETÖ ile iltisaklı veya irtibatlı oldukları nasıl tespit edilmişti? Değerlendirme hangi kıstaslara göre yapılmış, açığa alma kararında hangi deliller veya iddialar göz önünde tutulmuştu? Polislerin açığa alma kararını veren sonrasında geri dönme kararını değerlendiren makamlardaki isimler aynı mıydı? 3 bin 181 kişin FETÖ ile irtibatı veya iltisakı olmadığı nasıl ortaya çıkmıştı? 3 bin 181 yanlış nasıl yapılmıştı? Bu yanlış değerlendirmeyi yapan makamlardaki kişiler sorumluluklarının bedelini ödediler mi?

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün açıklamasında 3 bin 181 polisin görevlerine iade edilirken 2 bin 205'inin de açığa alındığı belirtiliyordu. Daha önce 3 bin 181 kişi için hatalı karar veren Emniyet Genel Müdürlüğü 2 bin 205 kişinin ihracında doğru karar verdiğini nereden bileceğiz ? 

BÜROKRASİDEKİ TAHT SAVAŞLARI

Bu soruların cevabı da muhatabı da maalesef şimdilik net olarak yok...

Ancak; Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 4 satırlık bu duyurusu ve oluşan soru işaretleri 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından FETÖ konusunda kamu kuruluşlarında izlenen mücadele yöntemi, seyri ve geleceği hakkında önemli ipuçları barındırıyor. Darbe girişimin ardından oluşan panik halinde, sistemdeki FETÖ'cülerden arınmak isterken yapılan yanlışlıkların tabi ki olabileceği düşünülüyordu. Açığa alınan, ihraç edilen, hatta kimi zaman yapılan tutuklamalarda günler geçtikçe göze çarpan ise 'ölçüsüzlük ve izansızlık' 'standartsızlık' oldu. Devlet içinde FETÖ ile mücadele veren güvenlik ve yargı bürokrasisinin kendi içinde yaşandığını duymaya başladığımız 'taht savaşları' ise bu mücadelenin sistemsiz yolculuğunun en büyük handikapı durumunda. Bu durum da, doğal olarak FETÖ mücadelesinin baştan savma ve savruk bir görüntü vermesine yol açıyor.

BAŞKA KİMLER MAĞDUR

FETÖ ile irtibatlı olduğu gerekçesi ile 3 bin 181 polisin önce açığa alınması sonrasında ise 'Pardon' denmesi, geri de açığa alınan binlerce kamu görevlisi arasında da mağduriyetler yaşandığının göstergesi. Açığa alınan ve tekrar göreve iade edilen 3 bin 181 polis arasında yaşadığı olumsuz şartlar nedeniyle 'intihar' eden polis var mıydı? Bunu da bilmiyoruz. Oluşan bu durum sıkça gündeme gelen intihar haberlerinin arkasındaki 'mağduriyet' olgusunu da güçlendirmeye aday...

'2008'DE FETÖ SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜDÜR' DEMİŞTİ

Somut olarak şahit olduğum örneklere gelecek olursak, geçen hafta FETÖ soruşturmaları kapsamında açığa alınan 2 çarpıcı örnekle karşı karşıya kaldım. Bunlardan biri 2003-2006 arası İstanbul'da İstihbarattan sorumlu Emniyet Müdürü Yardımcılığı sonrasında da 5,5 yıl Rize Emniyet Müdürlüğü yapmış Şammaz Demirtaş'tı. Geçen yıl kadrosuzluk gerekçesi ile emekliye sevk edilmişti. 29 Ekim'deki KHK ile FETÖ ile irtibatlı olduğu gerekçesi ile emeklilik hakları elinden alınan emniyet personeli arasında yer aldı. Şammaz Demirtaş, 2008'de Fetullahçı yapılanmanın 'silahlı bir terör örgütü' olduğunu ilk kez kendisinden duyduğum bir isimdi. Bir çok kişinin, Fetullahçılardan 'hizmet hareketi' olarak bahsettiği günlerdi. Şammaz Demirtaş ise, bu yapılanmanın ne denli tehlikeli olduğunu, asker ve polis içinde çok büyük örgütlenmelerinin olduğunu, silahlı bir kalkışmayı gerçekleştirmelerinin olası olduğunu söylüyordu. Şammaz Demirtaş, çok defa karşı karşıya geldiği Ramazan Akyürek, Recep Güven gibi isimlerle aynı listede FETÖ ile irtibatlı olduğu ilan edildi, emeklilik hakları elinden alındı. Şaşkın, üzüntülü ve öfkeliydi. KHK listesi ile atılanların, emekliliğe sevk edilenlerin yüzde 90'ının FETÖ'cü olduğunu söyledi. Ancak, FETÖ ile geçmişte mücadele etmiş, hatta sosyal demokrat dünya görüşüne sahip onlarca ismin de aynı listedeki varlığına işaret ediyordu. Yaşanan bu olumsuzluklar için kendince bulduğu 2 cevap vardı: 'Sisteminin içinde hala FETÖ'cüler var ve bunlar listeleri manüpile ediyorlar. Ya da geçmişte bize karşı husumet besleyen bazı kişiler, geçmişin intikamını alıyorlar'

'BENİM DİĞERLERİNDEN FARKIM NE '

H.G, yıllarca İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü'nde çalıştı. Toplumsal olaylarda, dernekler masasında görev yaptı. 29 Ekim'deki KHK ile açığa alınanlardan biri de oydu. Akademi ve polis koleji yıllarında Fetullahçı yapılanmanın içinde yer aldığını inkar etmeyen bir isimdi. 15 Temmuz darbe girişimi günü ve sonrası ise darbecilere karşı verdiği mücadelenin en yakın şahidi İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'dı. Onun şahitliğine rağmen açığa alındı. Beşiktaş'ta görüştüğümüz H.G, mağduriyetini hıçkırıklarla haykırdı. Kumpaslarla, kumpasçılarla birlikte olmadığını darbecilere karşı mücadele ettiğini söyledi. Kendi ifadesine göre bunun karşılığı ise açığa alınmak olmuştu.

GÖREVE DÖNENLER ARASINDA FETÖ'CÜLER VAR MI?

Örnekleri, dinlediğimiz ve gözlemlediğimiz mağduriyet hikayelerini çoğaltmak mümkün. Ortada bir yanlışlık olduğunu görmek için sağduyulu ve serinkanlı bir duruş yeterli. FETÖ'cü olduğu gerekçesi ile 3 bin 181 polisin önce açığa alınıp sonra görevlerine iade edilmesi de bunun en büyük kanıtı. Yanlıştan dönülmesi olumlu bir gelişme. Ancak, açıpa alınmalarda ve göreve iadelerinde yapılan değerlendirmelerin kriterinin ne olduğunun bilinmemesi, işleyişin şeffaf olmaması yanlışlıkların devam edeceğinin de bir göstergesi. Yanlışlıkların binlerle ifade edildiği bir ortamda, göreve geri dönüşlerde de yeni açığa almalarda yanlışlık yapılmayacağının garantisi yok. Ya, göreve geri dönenler arasında da FETÖ'cü var ise...?

ÖĞRETMENLERE DE PARDON

Milli Eğitim Bakanlığı'nda da durum güvenlik kurumlarından farklı olmadı. 4 gün önce yapılan açıklama ile 6 bin 7 öğretmenin KHK ile görevlerine geri dönüş onayı çıktı. Devlet, FETÖ soruşturmaları kapsamında açığa aldığı 6 bin 7 öğretmene 'Pardon' demişti.

 

FETÖ FETÖ/PDY Polis Demirtaş zaman Beşiktaş İstanbul Milli Eğitim Bakanlığı Ramazan dünya asker Rize kendi gundem
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Engin Altan Düzyatan'a
Engin Altan Düzyatan'a "dev" zam!
Bakan Müezzinoğlu: 'Bu Ülkenin En Büyük Külhanbeyi Atatürk'
Bakan Müezzinoğlu: 'Bu Ülkenin En Büyük Külhanbeyi Atatürk'